Yaklaşımım
Psikoterapinin nasıl bir süreç olduğu, ne tür bir değişim sunabileceği (ve ne sunamayacağı) bazen kafa karıştırıcı olabilir. Psikoterapi bize, tarafsız ve yargılamayan bir uzmanla açıkça konuşma imkanı tanır. Terapideki güven ilişkisi, danışanın paylaştığı bilgilerin gizliliği ve kendisini sansürlemeden, serbestçe konuşabilmesi üzerine kuruludur.
Terapi, aynı zamanda bize kendimizi daha derinden tanıma fırsatı verir. Yaşadığımız zorluklarda kendi payımızı görebilmemizi, güvenli ve şefkatli bir ortamda kendimizle yüzleşebilmemizi sağlar. Kendimizi tanımak, geçmişimizdeki, örneğin çocukluğumuzdaki yaşantıların bugünkü duygu, davranış ve inançlarımızı nasıl şekillendirdiğini ya da yaşadığımız duygusal zorlukları nelerin tetiklediğini fark etmeyi içerir. Bu tür bir farkındalık sorunlarımızı kendiliğinden çözmez. Ancak bize hayatımızın gidişatı üzerindeki kontrolümüzü geri verir. Bu noktadan sonra farkına vardıklarımızın bizi yönetmesine izin vermek ya da vermemek artık bizim elimizdedir. Terapi, bize kolay çözümler sunmaz. Terapist, bizim adımıza karar verebilecek ve bize ne yapıp yapmamız gerektiğini söyleyebilecek biri değildir. Bu nedenle terapi süreci zaman zaman zorlayıcı olabilir. Bizi bazen zor kararlar vermeye, bazen de taşıması zor duyguları hissetmeye yüreklendirebilir. Terapistle kurulan güven ilişkisi işte tam da bu nedenlerle çok önemlidir.
Kendimizi daha iyi tanımak aynı zamanda daha doğal ve içten olabilmeyi, başka bir deyişle otantik bir biçimde “kendimiz olabilmeyi” kolaylaştırır. Bizi her yönümüzle kabul eden, güvendiğimiz bir uzmanın eşliğinde bizim de kendimizi kabul edebilmemiz için bir kapı açılır. Benliğimizde tahammül edemediğimiz şeylere bakabilmeye ve dokunabilmeye başlarız. Bu da başkalarıyla daha gerçek ve daha yakın ilişkiler kurmamıza yardım eder.
